
Zbigniew Kuźmiński'nin Nad Niemnem filminden bir kare,1986, fotoğraf: Filmoteka Narodowa/www.fototeka.fn.org.pl
Geleneksel bir Polonya düğününe mi davetlisiniz? Ne beklemeniz gerektiğini bilmiyor musunuz? Culture.pl size bir gün boyunca rehberlik etmeye hazır.
Tören
Polonya’daki düğün törenlerinin hala kilisede gerçekleştiğini duymak belki şaşırtıcı olmayacaktır. Her ne kadar son yıllarda moda değişmiş olsa da kilisede her zaman tevazu standartlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Etek boylarının uzun ve omuzların kapalı olması şart. Bunu çok şık giyinmek için bir fırsat olarak görün, zira, Polonya’daki düğünlerde salaş giyim asla hoş görülmüyor.
Büyük düğünlere alışık olan kişiler, Polonyalı çiftlerin misafir sayısını kısıtlı tuttuğunu fark edecektir. Törene genellikle şahitler, aile üyeleri veya çok yakın arkadaşlar davetlidir. Her ne kadar son yıllarda düğün törenlerinde büyüme gözleniyor olsa da, eğer sadece iki kişinin katıldığı bir törenle evelenen bir çift görürseniz, bu çiftin arkadaş eksikliğinde değil, geleneklere uymayı tercih ettiğindedir.
Düğün Hurafeleri

Stanisław Bareja'nın Małżeństwo z rozsądku filminden bir sahne, 1966, fotoğraf: Studio filmowe Kadr / Filmoteka Narodowa / www.fototeka.fn.org.pl
Dou dolu bir Katolik tören, uzun sürebilir. Bu süre boyunca gelin ve damadın eski batıl inançlara dair ritüelleri yerine getirip getirmediğini anlayabilirsiniz.
Gelin, koridordan yürürken duvağına basıp düşmemesi neredeyse hayati önem taşıyor. Gelinin yürürken dönüp arkasına bakması mümkün olmayacağından, duvağı kontrol etme ve koruma görevi gelinin tanıdıklarından birinin sorumluluğuna verilir.
Türkiye’deki düğünlerde imza atıldıktan sonra gelinin damadın ayağına basması beklenir. Biliyoruz ki, bunun anlamı, eğer gelin damadın ayağına basmayı başarırsa, evde onun sözü geçecek demektir. Bu inanışın, Polonya düğünlerindeki versiyonunda ise gelin, zarif bir şekilde ve belli etmeden elbisesinin bir kısmını damadın ayakkabısının üzerini örtecek şekilde hareket ettirir. Böylece, evde kimin sözünün geçeceği belli olur. Tören sırasında herkes adak taşlarında yanan mumlara dikkat kesilir. İnanışa göre buradaki mumlardan biri tören bitmeden sönerse, gelin ya da damat genç yaşta ölecek demektir.
Bir başka ilginç hurafe de düğünün yapıldığı ayın Lehçe isminde r harfi bulunuyorsa (Mart, Haziran, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık) bunun, evliliğe iyi şans getireceğine inanılır. Bu nedenle de bu aylar düğün törenlerinin en yoğun olduğu aylardır.
Düğün töreni bitip de çift dışarı çıkarken üzerlerine pirinç atılması gelenektir. Polonya’da misafirler, yeni evli çiftin üzerine pirinç yerine madeni para atmayı tercih ediyor (neyse ki Polonya’da bazı demir paralar oldukça küçük). Bu, geçmişte yeni evli çiftin üzerine bolluk, bereket ve güzel bir gelecek için tohum atma geleneğinin günümüze adapte edilmiş versiyonu.
Ekmek, Tuz, Votka: Karşılama ritüelleri

Waldemar Podgórski'nin "Pójdziesz ponad sadem" filminden bir sahne, 1974, fotoğraf: East News
Tören bitti, şimdi parti zamanı. Polonya’da bir çok düğün geleneksel olarak ekmek ve tuz sunumu ile başlar. Genç evliler, parti mekanına ulaştıklarında aileleri tarafından ekmek ve tuz ile karşılanır. Özel olarak hazırlanan ekmek, genellikle çiftin isimleriyle süslenmiş olur. Yeni evlilere verilen ekmek, ömür boyu hiç açlık çekmemeleri dileğini sembolize ediyor. Tuz ise hayatın zorluklarını ve bu zorluklarla başa çıkmayı öğrenmenin önemini hatırlatmak amacıyla veriliyor.
Ekmek ve tuzun ardından, çiftin geleneksel olarak ilk kez kadeh kaldırmalarına sıra geliyor. Adetlere göre gelinin veya damadın babası çifte biri votka biri su dolu iki bardak veriyor. Bunlar ilk olarak hangisinin içinde ne olduğunu bilmeyen geline sunuluyor. Geleneklere göre votkayı seçen ilişkide söz sahibi olacak kişi oluyor. İçkilerini içtikten ve geleceklerine dair işareti aldıktan sonra, çiftimiz bardakları yere atıyor; eğer bardaklar kırılırsa bu iyi şans olarak yorumlanıyor.
Bu arada misafirler zarflar içerisinde hazırladıkları paraları gelin ve damada hediye etmeye başlıyor. Her ne kadar, bazı çiftler hediye listeleri yapmaya başlamış olsa da yeni evlilere nakit para vermek hala yaygın bir gelenek.
Parti başlıyor: Yeme ve İçme

Jerzy Passendorfer'in "Janosik" isimli filminden bir kare, 1973, fotoğraf: Filmoteka Narodowa/www.fototeka.fn.org.pl
Tüm bu geleneksel seremoniler bittiğinde, misafirler artık uzun ve doyurucu bir akşamın başladığını bilir. Düğün rehberleri, standart bir düğünün yaklaşık 12 saat süreceğini söylüyor; bu süre içerisinde, iştah açıcılar, kek, börek ve meyve ile birlikte dört ya da beş sıcak başlangıç sunumu yapılıyor. Eğer ilk tabağınızı yedikten sonra kendinizi hiç tatmin olmamış hissederseniz, merak etmeyin; daha masaya gelecek çok servis olacak. Rehberler ayrıca, sıcak yemek servisinin üç saatte bir yenilenmesi gerektiğini söylüyor.
Düğün menüleri, çiftlerin damak zevklerine göre değişiklik gösterebiliyor. Fakat peynir, et, sebze, ezme ve ringa balığının yer aldığı soğuk başlangıçları hemen her düğünde görebilirsiniz. Türkiye’deki kırsal düğünlerde kalan çorba geleneği, Polonya düğünlerinde de bulunuyor. Menüde bir ya da iki çeşit çorba görmeniz mümkün. Sıcak yemek menüsünde, ızgara etler, piliç çevirme, tütsülenmiş veya fırınlanmış balık, domuz fileto, işkembe, yahni, patates ve ekmek yer alabiliyor. Tabii, hamur işlerini ve meyveyi unutmamak gerek. Düğün pastası seremonisi, Polonya düğünlerinde de her yerde olduğu gibi. Gelin ve damat pastayı kesiyor ve ilk dilimi birbirlerine yediriyorlar.
Bu kadar yiyecek, asla içeceksiz boğazdan geçmez. Aynı şekilde, içecek de yiyecek kadar bol servis ediliyor. En popüler içecek tahmin edeceğiniz gibi votka. Votka, düğün boyunca sınırsızca tüketiliyor. Misafirler her an kadehlerini kaldırıp “gorzko, gorzko!” yani “acı, acı!” diye bağırarak gelin ve damadı öpüşmeye davet edebilir, yani diğer bir değişle bu şekilde acı votka tadını bir öpücükle tatlandırmak isterler.
Saat Gece Yarısını Vurduğunda: Oczepiny

Eugeniusz Cękalski'nin "Jasne Łany" filminden bir kare, 1947, fotoğraf: Studio filmowe Kadr / Filmoteka Narodowa / www.fototeka.fn.org.pl
Normalde eğlencenin giderek yavaşladığı gece yarısı saatleri Polonya düğünleri için en geleneksel anlardan birisinin geldiğini hatırlatır--gelinin duvağının çıkarılması. Bu seremoniye “oczepiny” (okunuşu: oçepine) adı verilir ve gelinin bekar gençliğinden evli geleceğine geçişini temsil eder. Gece yarısı da bu geçişin zamanının belirtisidir.
Duvağın çıkarılmasının ardından gelin, vaftiz annesi tarafından verilen bir şapka takmaya başlar. Adete göre, gelin şapkayı takmayı üç kez reddeder ki, bu da gençlik ve bağımsızlığın kaybedilişini temsil eder. Kabul edildiği anda da şapka evliliğin özel sembolü haline gelir ve artık sadece özel dini olaylarda giyilir.
Aslında bu ritüel, gelin ve damat için eğlencelidir. Gelin, çıkardığı duvağı tıpkı çiçek atma ritüelinde olduğu gibi genç bekar kızlara doğru atar; aynı şekilde, damat da kravatını çıkarıp genç bekar erkeklere doğru fırlatır. Çiçeği tutanlar da varsayıldığı gibi duvağı ve kravatı yakalayan gençler bir sonraki evlenecek kişiler olarak görülür ( birbirleriyle evlenme zorunluluğu yok tabii).
Bu seremoniden sonra da gelin ve damadın seçtiği çeşitli oyunları oynamaya sıra gelir.
Parti Devam Ediyor...İkinci Gün

Andrzej Wajda'nın Wesele filminden bir sahne, 1972, photo: Studio filmowe Zebra / Filmoteka Narodowa / www.fototeka.fn.org.pl
Düğün geç saatlere kadar devam eder. Yeme, içme, kadeh kaldırma ve danslar sabahın ilk saatlerine kadar devam eder. Hayal edebileceğiniz gibi böyle bir gece oldukça hareketli ve yorucu olabilir.
Geceyi tamamlamayı başarmış olabilirsiniz ancak bu düğün deneyimizin bittiği anlamına gelmez. Polonya düğünleri, ikinci gün partisi ile devam edebilir. Hatta, geçmişte bazı düğünlerin üç veya dört gün devam ettiği bile olurmuş. Peki, ikinci günde ne oluyor dersiniz? “poprawiny” adını veriyorlar; yani daha fazla yeme, içme ve eğlence.
Alena Aniskiewicz, Temmuz 2013.
Çeviren ve düzenleyen: Didem Bilgin