
Michael Palin, Polonta, fotoğraf: basın bülteni
Polonya, uzun zamandan bu yana uluslararası gezginler tarafından tercih edilen bir ülke. Polonya’da vakit geçiren yabancılar tarafından yazılmış gezi ve kültür kitapları, eğlenceli anı hikayelerinden nefis yemek tariflerine ve tarihi anlatılara kadar geniş bir çeşitlilik gösteriyor.
Polonya, tarih boyunca büyük şehirlerinin kültürel zenginliği ve nefes kesen doğa manzaralarıyla turistlerin popüler duraklarından biri olmuştu. 20. yüzyılda kendini şiddet ve kargaşanın ortasında bulan ülke, bir süre gezginlerin hayal ettiği varış noktalarından biri olmaktan çıktı. Ancak son yıllarda, Polonya tekrar turistlerin gözde gezi rotalarından biri haline gelmeye başladı. Hatta, bir kısmı Polonya ve buradaki deneyimleri hakkında kitap bile yazdı. Polonya’yı uluslararası bir perspektiften sunan bu kitaplar arasında her okuma zevkine uygun bir tanesini bulmak mümkün.
A Country in the Moon, Michael Moran (2008)

Michael Moran, dayısına ‘hayran oldukları Chopin’in doğduğu yere gitme’ sözü vermesi üzerine, 1992 yılında Polonya’yı ziyaret etmiş. Moran, kendi deyişiyle “Kimsenin ziyaret etmek istemeyeceği” bu ülkeye soğuk bir kış akşamı gelmiş. Anılardan oluşan A Country on the Moon adlı kitabının ilk bölümleri, yabancı birinin bilmediği ve kültürünü anlamadığı bir ülkeye girişi ve buradaki mücadelesini anlatıyor. Moran yeni evini keşfetmeye başladıkça, ülkenin çekiciliğinin farkına varıyor ve kitapta anlatılan deneyimler, tarihi bağlamda aydınlatıcı bilgilerle harmanlanarak daha sıcak ve keyifli hale geliyor.
Moran’ın kitabı, ismini İrlandalı devlet adamı Edmund Burke’den alıyor. Ülkede, 1795 yılında yaşanan son bölünme sırasında Burke, “Bize göre, Polonya, adeta ay üzerinde bir ülke olarak anılabilir.” Moran’ın kitabı, işte ay üzerindeki bu ülkeyi, Polonya’nın dününü, bugününü ve yarınını eğlenceli bir anlatımla sunuyor.
Finding Poland, Matthew Kelly (2011)

Polonyalı büyük annesi Polonyalı olan Matthew Kelly, İngiltere’de büyümüş. Büyük annesinin evinin duvarları, Papa II. Jean Paul fotoğrafları ile kaplıymış ve torunları onu ziyarete geldiğinde sık sık onlara pierogi yaparmış. Zaman zaman Polonya’da geçen çocukluğunu ve İngiltere’ye yaptığı kargaşalı yolculuğu anlatırdı. Finding Poland, Kelly’nin atalarının tarihini anlamak ve yeniden yapılandırma girişimini belgeliyor. Yarı anı, yarı tarih ve gezi hikayelerinden oluşan kitap, yazarın Polonya ve ailesinin geçmişine yaptığı yolculuğu anlatıyor.
1939’daki Sovyet işgali sonrası, Kelly’nin büyük annesi ve onun kız kardeşi doğuya sürülür. Sibirya’ya gidebilecek kadar şanslı olan iki kız kardeş, daha sonra Kazakistan’a gider. Orta Asya’da yedi yıl sürgün kalan kardeşler, daha sonra mülteci olarak İngiltere’ye yerleşir. Yıllar geçtikçe bu travmatik yolculuk, Kelly’nin büyük annesinin ailesine anlattığı küçük anekdotlar dizisine dönüşür. Tarih eğitimi alan Kelly, bu anıları arşivsel metinler ve tarihi araştırmalarla bir araya getirmeye karar verir.
Bunun sonucu ortaya çıkan kitap, etkileyici bir kişisel ve ulusal tarih anlatısına dönüşür. Kitap, yeni nesile miras kalan bu tarihi travmayı, ailelerin anlattığı hikayeleri ve bir bireyin “Polonyalı” olmanın ne demek olduğunu anlamaya dair yaptığı araştırmayı seslendiriyor.
New Europe, Michael Palin (2008)

Bu kitap, Michael Palin’in 2007 yılında hazırladığı BBC gezi belgeseli New Europe ile paralel olarak yazıldı. İngiliz komedyen (Wanda Adında Bir Balık’ın yapımcısı Monty Python ekibinden), demir perde arkasında saklı kalmış ülkeler hakkında araştırma yapmaya ve belgelemeye başlıyor. Bu yolculuk onu, Orta ve Doğu Avrupa boyunca “20” yeni ülkeye götürüyor. Sonuç olarak ortaya çıkan bu kitap, Palin’in yolculuğu boyunca karşılaştığı ilginç karakterleri ve beklenmedik deneyimleri esprili bir üslupla anlatıyor. Kitaptaki hikayelere Basil Pao’nun fotoğrafları eşlik ediyor.
Belgeselin bölümlerinden biri olan From Pole to Pole, Palin’in Polonya’da geçirdiği döneme adanmış; New Europe adlı kitabının bir bölümü de onun Polonya’daki deneyimlerini aktarıyor. Palin ülkenin, fiziksel ve psikolojik çehresini şekillendiren 20. yüzyılın çalkantılı olayları hakkında oldukça bilgi sahibi. Palin’in kitabının en önemli özelliklerinden biri de saygı ve neşe dengesini çok iyi kurmuş olması. Palin, Polonya yolculuğu sırasında tabii ki, en ünlü toplanma kamplarından birinin bulunduğu Auschwitz’i de ziyaret etmiş; aynı zamanda da ülke boyu demiryolu hattında kömür kürelerken, Polonya mutfağını incelemeyi de ihmal etmemiş.
New Europe, tamamıyla Polonya’ya adanmış olmasa da geniş kapsamlı bir Avrupa yolculuğu bağlamında Polonya’da seyahat etmeyi oldukça eğlenceli bir kurgu ile aktarıyor.

Rose Petal Jam: Polonya’daki bir Yazdan Kalan Tarifler ve Hikayeler, Beata Zatorska & Simon Target (2011)

Güneybatı Polonya’da doğan Beata Zatorska, şimdi Avustralya’da bir aile doktoru olarak çalışıyor. Tıbba olan ilgisini, büyük annesi ile dağlarda yaptıkları uzun yürüyüşlere bağlıyor. Polonya’da profesyonel aşçılık yapan büyük annesi, bu yürüyüşler sırasında yemek yapmada ve tedavilerde kullanılacak yabani çiçek ve otları sık sık anlatırmış. Zatorska, Sydney Üniversitesi’nde tıp eğitimi için Polonya’dan ayrılmış ve bir daha dönmemesine rağmen anavatanını asla unutmamış.
Uzakta geçen 20 yılın ardından, Zatorska, büyük annesinin kendisini yetiştirdiği küçük kasabaya geri döner. İngiliz eşi ile birlikte doğduğu yeri yeniden keşfeder ve büyük annesinin en beğenilen yemek tariflerini de yeniden yaratır. Rose Petal Jam, geçmişteki eve seyahat etmenin ve oradaki lezzetleri keşfetmenin hikayesi. En taze ve sezona uygun reçeteler sunan Zatorska, gül reçeli, biberli votka ve herkesin favorisi olan pierogi tariflerine de kitabında yer veriyor. Kitaptaki tariflerin fotoğrafları da eşi Simon Target tarafından çekilmiş.

The Taste of Ashes, Marci Shore (2013)
Marci Shore tarafından yazılan The Taste of Ashes, Orta ve Doğu Avrupa hakkında tarihçilerin eski akademik çalışmalarından daha kişisel bir bakış açısı sunuyor. Doğu Avrupa üzerine 20 yıldan uzun bir süre çalışma yapan Shore, The Taste of Ashes kitabında Komünizmin düşüşünün ardından bölgeyi inceliyor. Timothy Garton Ash’in The File (1997) ve Anne Applebaum’un Between East and West (1995) kitap geleneğinin devamında Shore, kitabında bölgedeki insanlarla etkileşimi ve kişisel deneyimlerine yer veriyor. New York Review of Books’da kitap hakkında şöyle yazıyor:
Yazar okuyucuyu, savaş ve savaş sonrası dönem hakkında, her biri özel ortamlarda gerçekleşen karşılaşmalar, sohbetler ve araştırmaları paylaşmaya davet ediyor. Kitap Polonya’ya ulaşmadan önce Prag ve Bratislava’ya gidiyor; aynı zamanda Bükreş, Budapeşte, Viyana ve Kiev’e de kısa yolculuklar yapıyor. Yazar, New York, Moskova ve Tel Aviv’de araştırmalarına devam ediyor ve görünen o ki, 20 yıl boyunca hiç durmuyor. Büyük çoğunluğu Yahudi olan ve hepsi bir şekilde eski Komünist sistemle bağlantılı akademisyenler, yazarlar, sanatçılar ve profesyonellerle konuşuyor.
Bu kitap, ne alışıldık seyahat kitaplarına ne de kişisel anı öykülerine benziyor. Shore burada, güçlü bir tarihi bilgi akışı kurmak ve 1989 sonrası geçiş döneminde Doğu Avrupa’da gelişen yöntemleri araştırmak için kişisel karşılaşma ve gözlemlerini kullanıyor. Okuyucular bu kitapta, Varşova’daki en iyi barların hangileri olduğunu bulamayacaklar belki; ama kitap, modern Polonya ve Komünizmin tarihi mirasını anlamak isteyenler için iyi bir başlangıç niteliğinde.
There’s an Egg in My Soup, Tom Galvin (2007)

Tom Galvin, Polonya’ya 1944 yılında stajyer öğretmen olarak gelmiş. Kendini, dilini bilmediği ve kültürüne dair hiç bir şeyi anlamadığı bir ülkede bulmuş. Yani, kim çorbaya yumurta koyar ki?
There’s an Egg in My Soup (Çorbamda Bir Yumurta Var), Galvin’in Polonya’da geçirdiği dönemi anlatıyor. Kitap, yazar kadar bu ulusun gelişimini de belgeliyor. Galvin’in kişisel deneyimleri, hiç anlamadıkları bir ülkede çalışmak durumunda kalan başkalarının deneyimleriyle bağ kurabilecek cinsten. The Sunday Tribune, kitap için “neşeli bir bocalayan kahraman hikayesi” tanımını yapıyor.
Galvin, Polonya için de bir geçiş dönemi sayılan 1994-1999 yılları arasında bu ülkede yaşamış. Okuyucular, Galvin’in hikayeleri içerisinde bu hareketli dönemle ilgili bir bakış açısı kazanıyor. Yazarın canlı üslubu ve yabancı bir ülkede hayata tutunmaya çalışırken başından geçen eğlenceli anıları, kitaba oldukça keyifli bir okuma deneyimi kazandırıyor.
Kaynaklar: culture.pl, http://www.guardian.co.uk/, http://en.poland.gov.pl/
Çeviren ve düzenleyen: Didem Bilgin